F L U A I

Loading

İçinden geçtiğimiz bu zor günlerde pek çoğumuz karantinada evden çıkmayıp derin düşüncelere dalabiliyoruz. 2-3 Ay önce bize gelecekten ne istiyorsun ne diye sorsalar, dünyayı gezmek, işte/okulda çok başarılı olup belirli yerlere gelmek gibi cevaplar verebilirdik. Fakat şu an böyle bir soruyla karşılaşsak büyük ihtimalle çoğumuz korkmadan dışarı çıkabilmek isteriz.

Özgürlüğün ne denli önemli olduğunu fark ettiğimiz bugünlerde çoğu okul ve iş evden işlemeye başladı. Bu evden çalışma sistemine ayak uydurabilenlerin çok olduğu gibi büyük bir kısım da bu dönemde işlerin yeterince hızlı ilerlemediğinden, yeterince üretken olamadığından şikayetçi. Özellikle stresli bir pandemi döneminde evlerimizde karantina altındayken hiçbir iş yapmadan oturma isteği çoğumuzu esir almış durumda. Bence bu hiçbir iş yapmama isteğinin kökeninde yarının belirsiz olması yer alıyor. Yarın için büyük beklentileri olan insanların çoğu şu an sadece Maslow ihtiyaçlar piramidinin ilk basamaklarına odaklanmış durumda. Maslow ihtiyaçlar hiyerarşisinde en alt basamakta fiziksel ihtiyaçlar yer alır. Bunlar: Su, hava, besin ve barınma gibi hayatta kalmamız için gereken ihtiyaçlardır.

Karantina öncesi dünyanın her yerinde insanların bol miktarda gıda stoklaması piramidin ilk basamağının öneminin bu dönemde arttığını gösteriyor. Daha sonra ise güvenlik bir insanın en temel ihtiyaçlarından biri olarak yine ön plana çıkıyor. Corona virüs salgını dolayısıyla dışarısını hiç güvenli göremediğimiz bugünlerde ihtiyaçlar hiyerarşisinin ilk basamaklarında sıkıntı çektiğimiz açık. Bu sıkıntı da kariyer, eğitim ya da vakti değerlendirme gibi daha sonraki ihtiyaç ve hedeflerimize olan çabamızı azaltıyor. Özellikle de gelecek konusunda belirsizliğin hala sürmesi, karantinanın kalkacağı zamanın bilinmemesi gibi, durumlar geleceğe yönelik adım atmamızı zorlaştıran etmenler. Belirsizlik tanımlamakta bile zorluk çektiğimiz bir süreç. Stefen Zweig “Ah şu belirsizlik, nasıl da eziyet ediyordu bana. “Diyerek eziyet olarak tanımlamış sayılabilir. Ama bu psikolojiyi kırmaktaki bence en büyük gücümüz bilime olan inancımız.

Sadece pandemi sürecinde değil tüm süreçlerde bilime inanmamız gerekiyor. İnsan çok doğal olarak geleceği bilememekten yarına dair plan yapamamaktan korkuyor. Ama elimizdeki en iyi silah bilimsel çalışmalar da bu dönemde hiç olmadığı kadar hız kazandı. Gerek ülkemiz gerekse tüm dünya bilimsel araştırmalara aktardığı bütçeleri üçe dörde katlamaya başladı. Bu durumda bilime inanmak yaşama sevincimizi diri tutmamızı sağlıyor. Sonuçta Carl Sagan ‘’Bilim, mükemmel değil sadece sahip olduğumuzun en iyisidir. Bilimin şüpheciliğini terk etmek, karanlık bir çağa giden yoldur.”  Diyerek karanlıktan çıkış için reçeteyi de vermiştir.

Evet başlarda pek bir şey bilmediğimiz için korkutucu bir salgın şeklinde ilerliyor ve her geçen gün artan vakalarla bir bilim kurgu filmindeymişiz hissini uyandırıyordu. Ama şu an dünyanın farklı ülkelerinde en iyi araştırmacılar corona virüsü inceliyor hem hakkında bilgi ediniyor hem de çeşitli ilaçlar, tedavi yöntemleri ve aşılar geliştirmeye çalışıyor. Araştırmalarda çok umut vadedici bilgiler de mevcut. Bu demek değil ki hemen dışarı fırlayabiliriz. Ama gelecekle ilgili planlar yapmak çok da abes olmaz.

Yine gezi planı yapabiliriz. Yine gitmek istediğimiz okulu hayal edip onun için çalışmalar yapabiliriz. Umudumuzu kaybettiğimiz an zaten yaşadığımız anın da tadını kaybederiz. Yaşamını çok sınırlayan bir hastalığı olmasına karşın dünyanın en başarılı bilim insanlarından biri olmayı başaran Stephen Hawking “Yaşam ne kadar kötü gözükürse gözüksün, her zaman yapabileceğiniz bir şeyler vardır. Mutlaka başarabileceğiniz bir şeyler vardır. Yaşamın olduğu yerde, umut da vardır.” Derken bizim bahaneler üretip umutsuzluğa kapılmaya hakkımız yok bence.

Son Bir Tavsiye

Üretkenliğimizi kaybettiğimiz zaman benliğimizi de kaybederiz. Hiç üretmeyen, yataktan çıkmayan bir insan kişisel özelliklerini de uyuşturur. Bu süreçte hepimiz evden çıkmamalıyız diyoruz yataktan değil. Evet vakti değerli geçireceğim stresine kapılıp geçiremediğimizde stres olmayalım. Ama zaten karantinada neler yapabilirim ki diye de düşünmeyin. Okumuyorsanız izleyin, izlemiyorsanız oyun oynayın, oynamıyorsanız arkadaşlarınızla görüntülü konuşup hasret giderin ama işler halinizi hiç bozmayın.

Bir şeylerle meşgul olmak yoğun ve yorucu gündemden de uzaklaşmanızı sağlayacaktır. Ve en önemlisi bilimin gücüne inanın. Bu zor günler geride kalacak ve ne günlerdi o günler diye ilerde çocuklarınıza anlatacaksınız. Bizi biz yapan her ne işle uğraşırsak uğraşalım üretkenliğimiz. Ünlü fizikçi Savas Dimopoulos “İnsanlar neden bilimle uğraşır? Neden sanat üretirler? Hayatta kalma başarımız ile ilgili en az öneme sahip olan şeyler, bizi tam da insan yapan şeylerdir.” Diyor. Yani, bilime güvenip sanatla uğraşırsak bu dönemden kişilik olarak çok daha sağlam bir şekilde çıkacağız.

Yazar

Efe C. Yavuzsoy

MARKETING

Related Post

Leave a Comment